dinlertarihi.com
 

 

 

Milel ve Nihal'in YENİ SAYISI

  İnsan Yaşamında Bir İnşa Malzemesi Olarak TARİH

Milel ve Nihal’in “Tarih” konu başlıklı bu sayısında insanın tarih ve tarihsel verilerle ilişkisi çeşitli açılardan ele alınıp incelenmektedir. “Tarih üzerine notlar” başlıklı çalışmasında sayı editörü Mahfuz Söylemez kalıtların yorumlanmasıyla yapılan bir inşa olarak tarih üzerinde durmakta ve tarihçi ve nesnellik ilişkisini sorgulamaktadır. Benzer şekilde Adnan Demircan da “Tarih üzerine bazı düşünceler” başlıklı makalesinde nesnelliğin ne kadar mümkün olduğunu sorgulamakta ve bir kimlik inşası olarak tarihi ele almaktadır. Burhanettin Tatar “Tarihsel mekan fenomeni” başlıklı çalışmasında geçmişin kendisini bize sunan bir açıklık olarak tarihsel mekanı irdelerken, Mehmet Evkuran “Zaman, bilinç ve tarih algısı üzerine” başlıklı çalışmalarında zaman, bilinç ve mekan ilişkisinin bir sonucu olarak tarihi ele almakta, tarih algısının dinin teolojik söylemleriyle ilişkisini tartışmaktadır. Yasin Aktay, “Metin, tarih ve şiddetin kaynakları” konulu makalesinde metnin şiddeti meşrulaştırmasının ancak belirli bir yorumla mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Şevket Kotan ise “Tarih labirentinde sahih dini bilginin imkanı” başlıklı çalışmasında insanın tarihselliğine vurgu yaparak insanın metne kendi tarihsel önyargılarını dayatmak yerine onu anlamayı yeğlemesinin önemi üzerinde durmaktadır. Son olarak bu sayıda Mehmet Özdemir, “Siyer yazıcılığı üzerine” başlıklı çalışmasında Müslüman bireyin yaşamında önemli bir referans olan Hz. Peygamberin yaşamı konusunda bize kadar ulaşan kaynaklardaki sorunlara dikkat çekmekte ve Hz. Peygamberin yaşamına yönelik apokrif ya da sahih olmayan unsurları tartışmaktadır.

özetler ve irtibat için >>>>>

Yeni Yazılar

Çoğulculuk, Birlikte Yaşama ve Çok Kültürlülüğün Değerleri Üzerine Bir Analiz

Burhanettin TATAR

 

 

Küresel çapta cereyan eden teknolojik, ekonomik, siyasi ve kültürel etkileşimler, küresel çapta yeni mekanların oluşumuna yol açmaktadır. Bu yeni mekanlar, kaçınılmaz olarak klasik çağlarda ortaya çıkan mekan algılarını ve bu mekan algılarına göre teşekkül etmiş geleneksel kavramları kendi sınırlarıyla yüzleştirmektedir. Bu noktada küreselleşme süreci, geleneksel kavramlar için temelde iki seçenek ortaya çıkarmaktadır: 1) Küresel mekanların gerçekliğini dikkate alacak şekilde dönüşerek yeni anlamlar kazanmak; 2) Şayet bunu gerçekleştiremezlerse, yerel bir tatbikat alanıyla yetinerek kültürel bir değere dönüşmek.  

Bu bağlamda, küreselleşme süreci Müslümanların klasik çağlarda “Daru’l-Islam” şeklinde adlandırdıkları mekan algısına göre şekillenmiş geleneksel İslami kavramları (ve temel İslam bilimlerini) ya küresel mekanın gerçeklerine göre dönüşüp açılım kazanmak ya da yerel bir tatbikat alanı içinde kültürel bir değere dönüşmek seçenekleriyle baş başa bırakmaktadır. Kuşkusuz bu durum sadece İslami kavramlar için değil, aynı zamanda Hıristiyanlık, Yahudilik, Hinduizm ve Budizm gibi geleneksel dinlerin temel kavramları için de söz konusudur. >>>>

 

Önemli Yazılar / Sempozyum Değerlendirmeleri / Haberler

Tarık Ramazan: Yeni Dindarlığın Sesi

Khadija MOHSEN-FINAN
çev. Maksude Kurt

 

 

Geçen 20 yıl boyunca Fransa’daki çok sayıda genç Müslüman İslam’a güçlü bir ilgi göstermiştir. Henüz onların gereksinimlerini karşılayacak tanınmış dini bir otorite mevcut değildir. Bu merkezi istişari (denetimsel) kurulun eksikliği dini önderliğin parçalara ayrılmış olduğu anlamına gelmektedir.
Giles Kepel’inkinin de dâhil olduğu pek çok araştırmaya göre, 1570’lerin sonlarından itibaren artan cami sayısının gösterdiği üzere “İslam(i) talebi” Müslüman göçmenlerin ev sahibi ülkede kalıcı olarak yerleşiyor olduklarını farketmelerinden kaynaklanmaktadır. Çoğu Müslüman için bu(durum) inançlarını yaşayabilmeleri için gerekli vasıtaları kendilerine sağlamak suretiyle orada bir dini kimlik inşa etmek anlamına gelmektedir.
>>>>

 

İslam, Avrupa Kimliği ve Çokkültürcülüğün Sınırları

Sami ZEMNİ
çev. Maksude Kurt

 

 

Soğuk savaşın bitmesiyle Avrupa, bütünleşme ve yayılmanın yeni bir merhalesine girdi. Yeni konulardan biri Avrupa kimliği ve vatandaşlığının oluşturulmasıyla alakalı olan Avrupa bütünleşme süreciyle ilişkilidir. Avrupa birliği son on yıldır kendisini, bir dizi evrensel değerlerin paylaşıldığı çokkültürlü bir toplum olarak tanımlamaktadır. Aslında demokrasinin idealleri, hoşgörü ve insan hakları, Birliğin temel kimlik nişaneleri haline geldi.’paylaşılan değer dizisini’ çokkültürcülüğün genel telakkisi altında sınıflandırmak mümkündür.

Son on yıl boyunca çokkültürcülük tartışması batılı demokrasilerin ve Avrupa Birliğinin kendisinin yasal bir paradigması olarak şekillendi. Bu (tartışma) bir yandan tamamen ekonomik evrenselleşmeye doğru intikal eden toplumun kültürel-siyasi köşe taşları içinde, öte yandan potansiyel olarak aşırı sağ ve/veya faşist siyasi organizasyonların zuhurunun/ canlanmasının pençesine düşerek gelişti.>>>>

Kitap Kritikleri

İslam'ı Yeniden Düşünmek
Batı Avrupa'da Siyaset ve Din
Jytte Klausen
Çev.Mahmut Aydın
Liberte Yayınları, İstanbul, 2008, 340 s.

 

 

İslamafobya Avrupa’da hızla yükselirken medeniyetler çatışması tezleri hızla kendine taraftar toplamaktadır. Oysa çok az kişi Avrupa’da yaşayan Müslümanların ne istedikleri ve hangi sorunlarla karşılaştıklarıyla ilgilenmektedir. Laf kalabalıkları ve felaket senaryolarının yanında içi boş iyi niyet gösterileri zayıf kalmaktadır. Peki gerçekte Batı Avrupa’da neler olmaktadır?
Bu kitabın konusu Batı Avrupalı Müslümanların kim oldukları ve ne istedikleri üzerinedir. Kitap, altı Avrupa ülkesinden üç yüz Müslüman lider ile yapılan röportajlar üzerine kurulmuştur. Bu ülkeler İsviçre, Danimarka, Hollanda, Büyük Britanya, Fransa ve Almanya’dır. Avrupa’daki İslamî sorun küresel savaş veya barışla ilgili değildir, bilakis kamusal hayatta ve Avurpa kimliklerinde Hıristiyanlık ve İslam’ın pozisyonundan yükselen zor sorularla ilgilidir. Avrupalı Müslüman liderler liberal demokrasiyi kaldırmak ve laik yasaları İslamî yasalarla değiştirmek niyetinde değiller. Onlar azınlık pozisyonundadırlar.
İslam'ın Avrupa'da nasıl gelişeceğine dair tek bir Müslüman bakış açısı yok, birçok farklı görüş var ve genellikle Müslümanlar kendi dinlerini yaşamalarını sağlayacak, sosyal entegrasyonla uyumlu kurumları inşa etmenin yollarını arıyorlar. Bu kitaptaki fikirler milletvekillerine, şehir meclis üyelerine, doktorlara ve mühendislere, birkaç profesöre, hâkimlere ve memurlara, küçük iletme sahiplerine, çevirmenlere ve cemaat aktivistlerine aittir. Bu insanların hepsi de siyasî ve sivil organizasyonla ilgilenen Müslümanlardır. Bu nedenle, genellikle, ne olmadıklarını anlatmak için kendilerini sürekli olarak açıklıyorlar. Onlar kökteci dindar değil, terörist değil. Onlar kendi hayat tarzlarını koruyarak Avrupa’ya entegre olmak isteyen Müslümanlar. Laf kalabalıklarına ve felaket senaryolarına karşı bilimsel, sağduyulu bir cevap arayalar için bir başucu kitabı…

 

 

Tek Dünya Çok İnanç
Diyaloğa Farklı Yaklaşımlar
editörler: Mahmut Aydın & Süleyman Turan
Ufuk Kitapları, İstanbul, 2007, 336 s.

* Tek dünya olmasına rağmen, niçin pek çok din var?

* Eğer Tanrı tekse, o zaman tek bir din olmalı değil miydi?

* Dünyada mevcut dinlerin hepsi Tanrı katında geçerli midir?

* Tüm dinler taraftarlarının Tanrıyla doğru ilişki kurmasını sağlayabilmekte midir?

* Dinlerin çoğulluğunun ve farklılığının nedeni onların öğretilerinin farklılığı mı, yoksa söz konusu öğretilerin farklı sosyo-kültürel şartlarda ortaya çıkmış olması mıdır?

* Farklı din mensupları birbirlerinin dinî geleneklerinden istifade edebilir mi?

Bu ve benzeri sorular, günümüz diyalog çağında farklı din mensuplarının birbirleriyle ilişkileri bağlamında kendilerini ve kendi inançlarını anlamaları için gündem oluşturmaktadır.

Bu kitap, farklı din ve inanç mensuplarının sadece birer rakip değil aynı mekanı paylaşan komşu oldukları ve bu durumun doğal sonucu olarak birbirleriyle iyi geçinmek zorunda oldukları bir dünyada farklı din mensuplarının kendi inançlarını ve diğer inançları nasıl algıladıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.

 

Yaşayan Dinler Tarihi
ed. Şİnasi Gündüz
Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara, 2007, 605 s.

 

 

Kitapta başta İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik ve Budizm olmak üzere günümüzde yaygın olan dinsel geleneklerle Maniheizm ve Eski Arap dini gibi günümüzde müntesibi kalmamakla birlikte çeşitli Orta Doğu inançlarının anlaşılmasına katkıda bulunan inanç sistemleri konu edilmiştir. Eserde söz konusu edilen İslam dışı dinler; inanç esasları, ibadet anlayışları ve tarihsel gelişimleri İslam'la kıyaslanmadan ele alınmaktadır. Eserin inceleme alanı ağırlıklı olarak İslam dışındaki dinler olduğundan, İslam dinine ana hatlarıyla yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. bununla birlikte ele alınan konularda, bilimsel hassasiyete de riayet edilmiştir. Alanlarında uzman kişilerin katkılarıyla hazırlanan bu çalışmada, her araştırmacı kendi uzmanlık alanına yönelik bölümü ya da kısmı kaleme almıştır.  

 

 

 

 

MİLEL ve NİHAL KONFERANSLARI DEVAM EDİYOR

Milel ve Nihal derneğinin aylık konferans serisi devam ediyor. Nisan ayı programında gazeteci yazar Sefer TURAN konuk edilecek. Sefer Turan, dinleyicilere "Ortadoğu Sorunu" başlıklı bir konferans verecek.

Sunum tarihi 27 Nisan 2007 pazar saat 15:00

Yer: Üsküdar Belediyesi Sebahattin Zaim Kültür Merkezi Çamlıca - İstanbul
İrtibat tel: 0216 344 64 25

Detaylı bilgi için www.milelvenihal.org

Ekim ayının konuğu ise Dr. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu idi. Fatma hanım, Osmanlı'nın son dönemi Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan, ilk Türk kadın romancı, felsefeci, kadın hakları savunucusu gibi unvanları üzerinde toplayan Fatma Aliye hakkında bir sunumda bulundu.

 

SEMPOZYUM

Ayrıntılar için tıklayın

   

www.dinlertarihi.com
designed by cengiz batuk