|
HIRİSTİYANLIK |
|
“LUTHER” FİLMİ Hakan Olgun
Luther, filmde vurgulanan bu niteliklere sahip olmakla birlikte, filmde konu edilmeyen başka niteliklere de sahiptir. Gözardı edilen bu nitelikler, Luther’in Hıristiyanların bilinçlerinin bütün bağlayıcı engellerden kurtarılıp birer birey olarak Tanrı’ya muhatap olmalarını sağlama sürecindeki çelişkisi ile başlamaktadır. Kutsal emanetleri para karşılığında ziyaret etmek suretiyle günahlardan aklanma inancını maddi bir gelir kaynağına dönüştüren papalığa karşı çıkan Luther, aynı uygulamayı kendi siyasi hükümranlık bölgesinde uygulayıp inançlı Hıristiyanları dolandıran bölgenin prensine hiç tepkisi göstermemiş ve Lutheran reformu bu prensin koruması altında varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Elbette bu durum, reform teolojisi içinde yer alan bir öğretinin, o dönemdeki siyasal idarecilerin konumlarını güçlendirici nitelik taşımasıyla ilgilidir. Luther’in bu öğretisi, Katolik Kilisesi’nin dinsel ve dünyevi hiçbir otoritesinin olmadığı iddiasının yanı sıra siyasal idarecilerin Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri olduğu ve onlara karşı gelmenin Tanrı’ya itaatsizlik anlamına geldiği inancını içermektedir. Bu şekilde Ortaçağ Avrupası’nın hükümdar ve prensleri, hayal dahi edemeyecekleri şekilde Katolik Kilisesi’nin mal varlıklarını ele geçirmişler, idare ettikleri halkları üzerinde kutsallaştırılan bir otoriteye sahip olmuşlardı. Artık Ortaçağ insanının hayatını sınırlayan Katolik Kilisesi kurumu etkisini kaybetmişti, fakat onun yerine Tanrı’nın vekili olan siyasal idareciler hüküm sahibi olmuşlardı. İşte bu nedenle, yani kilisenin servetiyle birlikte egemenliğini de siyasal idarecilere aktarmak suretiyle Luther, prenslerin korumasına girmiş ve kendinden önceki reformcuların acı sonlarına uğramadan yaşamını sürdürüp reformunu yaymayı başarmıştır. Yoksa, bütün Avrupa’nın en ücra köşelerine ve imparatorluğun bütün iktidar alanlarına kadar yayılmış olan papalığın, Almanya’daki sıradan bir rahip olan Luther’i kilise ile devlet arasında ezilmiş güçsüz taraftarlarının elinden alıp engizisyon mahkemesince cezalandırılması pek de zor olmayacaktı. Dolayısıyla Luther’in siyasi otoriteyi kutsayan öğretisi, bir yandan Avrupa’nın siyasal otoritelerini güçlendirirken, diğer yandan Lutheran reformun tutunmasını sağlamış olmaktadır. Luther’in siyasal otoriteyi kutsayan öğretisi bağlamında değerlendirilmesi gereken ve filmde özellikle geçiştirilmiş görünen reform tarihi içinde yaşanmış bir köylü savaşı tecrübesi vardır. Luther’in kurulu düzene karşı olma çağrısına katılan toprak işçileri, hem reform hareketine destek vermek hem de Luther’in öncülüğünü yaptığı bilinç özgürlüğünü kazanmak amacıyla, sosyal ve ekonomik haklarının düzeltilmesi isteğiyle efendilerine ve prenslere karşı ayaklanmışlardır. En temel dayanaklarını Luther’den alan isyancı köylüler, ondan destek beklerken, reformcudan tarlalarına geri dönmeleri tavsiyesini almıştır. Ancak Luther, kendisinin bu isteğini dinlemeyen isyancı köylülerin reformasyonun “Hıristiyanın bilinç özgürlüğü” öğretisini yanlış anladıklarını, onun aslında Katolik Kilisesi’nden kurtuluş anlamına geldiğini, halbuki idarecilere karşı ayaklanan köylülerin Tanrı’nın vekillerine karşı gelerek suç ve günah işlediklerini ileri sürmüştür. Luther bu açıklamasından sonra idarecilere köylülerin dinen ölümü hak ettiklerini dile getirerek isyanın kanlı bir şekilde bastırılmasına onay vermiştir. Ancak filmde kronolojik bir bilgi notu gibi yer alan bu isyan sonrasında Luther’in isyan karşısındaki tarihsel tutumu gözardı edilerek, öldürülmüş köylülerin arasında dolaşıp kendisinin sevgi ve barış havarisi olduğunu dile getiren ve bu vahşetten dolayı oldukça üzgün olduğunu bildiren hüzünlü bir din adamı olarak tasvir edilmiştir. Luther’in öğretilerinin tek yönlü olarak sunulduğu film, hiç beklenmeyen bir yerde, 1530 tarihi ile sona ermektedir. Halbuki, bundan sonrası Luther’in öğretilerinin sosyal yaşamdaki karşılıklarının daha çok görünmeye başladığı dönemi ifade etmektedir. Din savaşları, Protestanların bölünmeleri ve teolojik çekişmeler daha çok filmin sona erdiği 1530 tarihinden sonra başlamaktadır. Ancak Lutheran öğretilerin Kutsal Roma Germen İmparatorluğu sınırları içinde resmen tanındığını ifade eden bu tarihle birlikte Luther filmi, Lutheranizm’in en tatlı yerinde bitirilmiştir. Bununla birlikte filmde, Katolik Kilisesi’nin Ortaçağ’daki dinsel istismarları, papa ve rahiplerin iktidar ve zevk düşkünlükleri, endüljans uygulamaları ve dolayısıyla Hıristiyanların devasa bir manevi egemenlik tarafından kuşatılmış olması oldukça güzel bir şekilde tasvir edilmektedir. Filmin çekildiği mekanlar, konuya ilişkin kaynaklarda yer alan resimlerle oldukça uygunluk içerisindedir. Filmde daha çok kapalı mekan görüntüleri olmakla birlikte Almanya, Çek Cumhuriyeti ve İtalya’da çekilmiş olması da gerçekçiliğinin sağlanmasına katkı sağlamıştır. Kıyafetlerin ve mekanların Ortaçağ’ın gerçekleriyle uyuşması, tarihsel turarlılıkla birleşince oldukça güzel süprizler ortaya çıkmış. Örneğin reform döneminin ünlü ressamı Lucas Cranach’ın bir tablosu, filmde prensin sarayını süslemektedir. Ancak özellikle Luther’in rahipliğinin ilk dönemlerinde bir Katolik manastırının ıssız ve kasvetli hücrelerinde Katolisizm’in Tanrı anlayışını reddedişi ve âdil Tanrı’yı arayış çabaları oldukça etkileyici bir tarzda sunulmuştur. Luther, modern Batı medeniyetinin oluşmasındaki önemli faktörlerden birisidir. Dolayısıyla onun her yönüyle tek bir yapımda değerlendirilmesi elbette mümkün değildir. Bu nedenle, ünlü reformcunun Katolisizm’e karşı koyan, inancı yüreklerde arayıp, dinsel kurtuluşu Tanrı’nın rahmeti ve insanın imanına dayandıran sevgi ve özgürlükçü yüzünü merak edenler için “Luther” filmi oldukça tatmin edici bir yapımdır. Ancak sevgi ve özgürlük söylemlerinin yanı sıra, Hıristiyanların da içinde yer aldığı insan topluluklarını idarecilerin kaba güçle gütmesi gereken “kalabalıklar” olarak niteleyen, başka inançları benimsemiş olan Müslümanların ve Yahudilerin topraklarından sürülmelerini ya da öldürülmelerini isteyen ve dünyevi iktidarı kutsayan Luther’in diğer yüzünü merak edenler ise örneğin Nazi Almanyası ve Lutheran rahiplerin konu edildiği bir filmi beklemeleri gerekmektedir. |