|
Dursun
Ali AYKIT
“Küresel Din
Anketi”
isimli bu çalışma, Amerika’daki Rochester
Üniversitesi ve Zogby
isimli uluslar arası bir kurumun ortak
çalışmasıdır. Anket, ekleriyle beraber 108 sayfa
olarak Ekim 2003’de kamuoyuna sunulmuştur.
Giriş bölümünde
anketin yapılmasının amacı, televizyon,
Internet gibi teknolojik araçlar vasıtasıyla
insanların, bir çok din ile karşı karşıya
geldiği ve bunların hangi noktalarda birbirine
yakın, hangi noktalarda da birbirinden ayrıldığı
ile ilgili tam olarak bir bilginin olmaması
gösterilmektedir. Bu çalışmanın, dinlerle ilgili
bu tür bir araştırmanın olmadığının görülmesi
üzerine, bu boşluğu doldurmak amacıyla yapılmış
bir gayretin sonucu olduğu belirtilmektedir.
Anketin, Hindistan
(Hindu ve Müslüman), Peru (Katolik), Rusya
(Ortodoks), Suudi Arabistan (Müslüman) ve Güney
Kore’deki (Budist ve Hıristiyan) 600’er kişiye,
İsrail (Yahudi, Müslüman, Dürzi)’de 593 kişiye
ve Amerika’daki (Katolik, Genel Protestanlar ve
Yeniden-Doğma
yani Evanjelik kilisesi) 795 deneğe uygulandığı
zikredilip bu bölgelerin seçilmesinde, dünyadaki
dinlerin dağılımının göz önüne alındığı
belirtilir. Ayrıca deneklerin seçilmesinde, ülke
nüfusu, kadın-erkek oranı, ekonomik durum ve yaş
(15’den büyük) gibi durumlara da dikkat edildiği
dile getirilir.
Deneklere 59 soru
yöneltilmiş olup 27. soruya kadar sonuçlar, ülke
ve dine göre ayrılarak şema ile gösterilmiştir.
Bu sorudan sonra sorular, sadece seçilen ülkenin
deneklerine sorulmuştur.
Yüz yüze görüşme
imkanı olmayan bölgelerdeki deneklerle, telefon
aracılığıyla görüşmenin yapıldığı
belirtilmektedir. Hatta Rusya’da deneklerden
bazılarının tutuklandığı ifade edilmektedir.
Kısaca sorulardan
bir kısmı ve bunların değerlendirmesi şöyledir:
1. Deneklere,
ekonomik bağımsızlık, iyi bir eğitim, iyi bir
kabiliyet sahibi olma, ailesiyle vakit geçirme,
kendi bulundukları ülke içinde gezme, yurt
dışında gezme, dinî aktivitelere tam olarak
katılma, hayır işlerinde çalışma ve politika
yapma gibi işlerden, hangisinin en önemli olduğu
sorulmuştur.
İyi bir şekilde
eğitilmiş olmak, Hindistan (% 96), İsrail (% 91)
ve Peru’da (% 96) en önemli amaç olarak
görülürken; ailesiyle beraber vakit geçirme,
Suudi Arabistan (% 70), Güney Kore (% 60) ve
Amerika’da (% 96) ön plana çıkmıştır.
Aktif bir
şekilde politika yapmak, tüm ülkelerde en
önemsiz amaç olarak görülmüştür. Amerika’da ise
bundan daha önemsiz olan diğer bir gaye ise,
yurt dışında gezmektir (% 20). Aktif bir şekilde
dinî yaşama, Hindistan (% 84), Amerika (% 65),
Peru (% 62) ve Suudi Arabistan’da (% 59) önemli
bir amaç olarak görülürken; İsrail (% 43) ve
Rusya’da (% 10) bu, daha az önemli olarak
yorumlanmıştır.
2. Şu anki
ekonomik durumları ile dört yıl önceki şartları
ve kendinlerinden sonra çocuklarının ekonomik
durumlarının ne olabileceği sorulduğunda,
Hindistanlı (%
51) ve Perulular (% 59), önceki yıllara oranla
durumlarının daha iyi olduğunu belirtip;
çocuklarının daha iyi şartlara sahip
olacaklarını (Hindistanlılar % 80, Perulular %
94) söylerler. Suudi Arabistanlılar ise (% 60)
önceki yıllara göre ekonomik durumlarının daha
iyi olduğunu söylerken; çocuklarının durumları
ile ilgili ancak % 46’sı iyimserdir.
İsrailliler’in % 20’si ve Güney Koreliler’in %
32’si, geçmişe göre durumlarının daha iyi
olduğunu dile getirirken, çocuklarının durumu
ile ilgili olarak, % 42’si iyimser cevap vererek
bu soruya verilen en düşük oranı
oluşturmaktadırlar.
3. Yedi ülkeden
seçilmiş olan deneklere, toplu ibadet, kişisel
veya ailevi hastalık, evlilikle veya aile ile
ilgili problemler, iş ve ekonomik durumla ilgili
sorunlar, ulusal ve uluslar arası krizler,
evlilik veya çocuk sahibi olmak gibi mutlu
olaylar, kişisel bir başarı, keder veya acı gibi
durumların hangisinde, dini duyguyu daha çok
hissettikleri sorulur?
Hindistanlılar’ın % 49’u, toplu ibadet esnasında
diyerek, toplu ibadet ile ilgili kategoride,
diğer ülkelerin önünde yer alırken; Rusya bu
kategoride, en düşük orana (% 3) sahiptir. İş ve
ekonomik durumla ilgili kategoride, Amerika (%
1) ve İsrail (% 2), en düşük oranı oluşturur.
Hindistan’lı
Müslüman (% 47) ve Budistler (% 50), toplu
ibadette daha çok dinî duyguyu hissettiklerini
belirtirken; İsrailli Müslümanlar’ın % 34’ü,
Yahudiler’in de % 17’si toplu ibadeti önemli
görmektedirler. Ruslar’ın % 32’si bireysel veya
ailevi hastalığı, % 15’i acı ve keder anlarını,
% 14’ü ise iş ve ekonomik durumu öne
çıkartırlar.
4. “Benim dinim,
Tanrı’ya götüren tek doğru yoldur”; “benim
inancıma benzer inanç öğretilerini paylaşan
diğer dinler de Tanrı’ya götürebilir” ve “benim
dinim, Tanrıya ve kurtuluşa götüren yollardan
biri olup hemen hemen tüm dinler, Tanrıya ve
kurtuluşa götürür” şeklinde üç şıktan birini
seçmeleri belirtilen deneklerden,
Suudi
Arabistanlılar’ın % 80’i, Güney Koreliler’in de
% 48’i, kendi dinlerinin Tanrıya götüren tek yol
olduğunu belirtirken; Amerikalılar’ın % 51’i,
Ruslar’ın % 41 ve Hindistanlılar’ın % 33’ü bağlı
oldukları dinin, Tanrıya götüren yollardan biri
olduğunu söyler. Buna ek olarak Amerikalı
Protestanlar’ın % 61’i, Katolikler’in % 63’ü;
İsrail’deki Müslümanlar’ın da % 55’i, bağlı
oldukları dinin, Tanrıya götüren yollardan biri
olduğunu söyler. İsrail’deki Yahudiler’in %
27’si, Güney Kore’deki Budistler’in de % 29’u,
bu soruya ‘emin değiliz’ diye cevap verir.
5. Dinî eğitimi,
aile içinden ve aile dışından en çok kimin
aracılığıyla elde ettikleri sorulduğunda,
Aile içinde,
Ruslar hariç, hemen hemen (Hindistan % 82, Peru
% 61, İsrail % 59) çoğunluk, anne-baba olarak
yanıtlarken; Ruslar’ın % 25’i aile, % 28’i
büyükbaba-büyükanne ve % 20’si de emin
olmadığını söyler. Ayrıca Suudi
Arabistanlılar’ın % 15, Güney Koreliler’in % 14
ve Amerikalılar’ın % 12’si, eşlerinden dini
öğrendiklerini dile getirir. İsrailliler’in %
17’si, bu soruya, bilmiyorum diye karşılık
verir.
Ülke bazında,
dini, Hindistanlı Müslümanlar’ın % 81’i,
Hindular’ın % 82’si aile içinden, anne-babadan;
aile dışından da Hindistanlı Müslümanlar’ın %
45’i, Hindular’ın da % 48’i öğretmenden
öğrendiğini dile getirir. Bu soruya, İsrailli
Müslümanlar’ın % 66’sı, Yahudiler’in ise % 58’i
anne-baba (aile içi) derken; İsrailli
Müslümanlar’ın % 48’i, Yahudiler’in de % 38’i,
aile dışından öğretmenin etkili olduğunu söyler.
Güney Koreliler, kendilerine dini öğreten kişi
olarak aile içinden, anne-baba’yı (% 43), aile
dışından da dini lideri (% 44) gösterir. Güney
Koreli Hıristiyanlar ise aile dışından,
eşlerinin (% 18) etkin olduğunu belirtir.
6. Deneklere,
nerede ve kiminle ibadet ettikleri sorulduğunda,
Hindistanlılar’ın % 71’i, evde aileyle beraber,
% 17’si bir ibadethane’de der. Hindistanlı
Müslümanlar’ın, % 52’si, Hindular’ın da % 79’u
evde ibadet ettiğini söyler. Aynı soruya, ülke
olarak İsrailliler’in % 38’i evde derken;
İsrailli Müslümanlar’ın % 69’u, Yahudilerin de %
29’u evde ibadet ettiğini belirtir. Peru’lu
deneklerin, % 53’ü bir ibadethane, % 39’u ev;
Ruslar’ın % 42’si ev, % 32’si bir ibadethane;
Suudi Arabistanlılar’ın % 46’sı ev, % 29’u bir
ibadethane; Güney Koreliler’in % 61’i bir
ibadethane, % 11’i ev; Amerikalı Katolikler’in %
78’i, Protestanlar’ın ise % 75’i bir
ibadethanede ibadetini yerine getirdiklerini
belirtir.
7. Ne kadar
sıklıkla ibadet ettikleri sorulan deneklerden,
Günde en az bir
kez ibadet ettiğini söyleyen, Hindistanlılar %
72, Suudi Arabistanlılar % 55 ve Amerikalılar %
39 ile en yüksek oranda iken, Ruslar % 7 ile en
düşük sıradadır. İsrailli Müslümanlar’ın % 94’ü,
Yahudiler’in % 38’i; Amerikalı Evanjelik
Kilisesi üyelerinin % 88’i, Katoliklerin %
72’si, haftada en az bir kez ibadet ettiğini
söyler. İsrail’deki Yahudiler’in % 28’i, Güney
Koreli Budistler’in de % 14’ü hemen hemen hiç
ibadet etmediğini dile getirir.
8. Dini bir
aktiviteye katılımdaki motivasyonun ne olduğu
sorulduğunda,
Hindistanlılar’ın % 93’ü, Perulular’ın ve
Amerikalılar’ın % 89’u kendi istekleriyle böyle
bir aktiviteye katıldıklarını belirtirken; Güney
Koreliler’in % 64’ü bu soruya kendi iradesiyle
cevabını vererek, bu kategorideki en düşük
oranda kalır. Ruslar ise, % 30 oranında, aile
veya arkadaş baskısıyla böyle bir aktiviteye
katıldıklarını belirtirler. Güney Koreli
Hıristiyanlar’ın % 6’sı, Amerikalı
Protestanlar’ın % 10’u, Rus Ortodokslar’ın %
30’u, Suudi Arabistanlı Müslümanlar’ın % 17’si,
İsrailli Yahudiler’in % 10’u, Güney Koreli
Budistler’in % 34’ü, aile veya arkadaş
baskısının motivasyon kaynağı olduğunu söyler.
9. Deneklere,
günlük işlerini, dini ve din-dışı etkinlikler
olarak ayırıp ayırmadıkları sorulduğunda,
Suudi
Arabistanlılar’ın % 61’i, Hindistanlılar’ın %
54’ü, evet derken; Ruslar’ın % 77’si,
Amerikalılar’ın % 76’sı, hayır demişlerdir.
Ayrıca bu soruya, İsrailli Müslümanlar’ın %
66’sı, Suudi Arabistanlı Müslümanlar’ın % 60’ı,
Hindistandaki Hindular’ın % 57’si evet dediği
halde; Amerika’daki Katolikler’in % 82’si,
Protestanların % 80’i, İsrail’deki Yahudiler’in
% 81’i hayır cevabını verirler.
10. Dini
organizasyonlara bağışta bulunup bulunmadıkları
sorusuna,
Hindistanlılar’ın % 86’sı ve Amerikalılar’ın %
85’i evet diyerek en yüksek oranı oluştururken;
İsrailliler’in % 46’sı ve Suudi
Arabistanlılar’ın % 43’ü hayır demiştir.
Hindistan’daki Müslümanlar’ın % 93’ü,
Hindular’ın ise % 82’si, Amerikalı
Evanjelikler’in % 89’u, Katolikler’in % 86’sı,
Güney Koreli Hıristiyanlar’ın % 77’si,
Budistler’in, 38’i evet derken; Güney Koreli
Budistler’in % 48’i, İsrail’deki Yahudiler’in %
47’si ve Suudi Arabistanlı Müslümanlar’ın % 43’ü
hayır demiştir.
11. Deneklere,
diğer din mensuplarını, kendi din mensuplarıyla
eşit sayıp saymadıkları sorulduğunda,
Amerikalılar %
90, Hindistanlılar ve Perulular % 81 ile evet
eşit sayarım kategorisinde en yüksek oranı
oluşturur. Ancak Suudi Arabistanlıların % 72’si,
Güney Korelilerin % 42’si ve İsraillilerin %
22’si, eşit saymadıklarını belirtir. Bu soruya,
Hindistanlı Müslümanlaru’ın % 84’ü, İsrailli
Müslümanlar’ın % 73’ü, Suudi Arabistanlı
Müslümanlar’ın % 29’u evet der. Amerikalı
Katolikler’in % 95’i, Protestanlar’ın % 92’si,
Evanjelikler’in % 83’ü, Rus Ortodokslar’ın %
65’i evet derken; Güney Koreli Hıristiyanlar’ın
% 56’sı hayır şeklinde cevap verir.
12. Çocuklarının,
başka dinden olan kişilerle, evlenmesini uygun
görüp görmedikleri şeklindeki soruya,
Amerikalılar’ın
% 78’i, Perulular’ın % 72’si ‘evet’ derken;
Suudi Arabistanlılar’ın % 68’i, İsrailliler’in %
67’si ve Hindistanlılar’ın % 64’ü ‘hayır uygun
görmüyorum’ der. Güney Kore’deki (% 82),
Amerika’daki Evanjelik Hırisitiyanları (% 29) ve
Rusya’daki Ortodoks Hıristiyanlar hariç- ki bu
gruplar, bu tür evliliği uygun görmemekteler-,
genel olarak Hıristiyanlar’ın bu tür bir
evliliğe olumlu baktıkları dikkat çekerken;
Müslüman, Hindu ve Yahudiler’in hemen hemen
2/3’ü bu tür bir evliliğe sıcak bakmadıklarını
belirtirler.
13. Dinlerinin
emrettiği öğretileri yapmazlarsa, ‘bu dünyada’,
‘öldükten sonra’, ‘hem bu dünyada hem de
öldükten sonra cezalandırılacakları’ ve ‘hiçbir
şey olmaz’ şeklindeki cevaplardan birini
seçmeleri istenilen deneklerden,
Hemen hemen
diğer ülkelerden alınan cevabın üç katı olacak
şekilde Hindistanlılar’ın % 53’ü, bu dünyada
cezalandırılacağını dile getirirken;
Perulular’ın % 24’ü ve Ruslar’ın % 23’ü öldükten
sonra cezalandırılacağını söyler. Hem bu dünyada
hem de öldükten sonra cezalandırılacağını
söyleyen kategoride ise Suudi Arabistanlılar %
76 ve peşinden Perulular % 33’lük oranla ön
sırada yer alırlar. Dini kategoride ise,
Hindistanlı Müslümanlar hariç, Müslümanlar ve
Hıristiyanlar, genel olarak hem bu dünyada hem
de öldükten sonra; Hindular ise % 57 oranında bu
dünyada cezalandırılacaklarını belirtirken;
Yahudiler, % 40 ve Budistler de % 25 oranında
hiçbir şey olmayacağını zikrederler.
14. Peru, Rusya,
Güney Kore ve Amerika’daki Hıristiyan deneklere,
Kitab-ı Mukaddes’in kelime kelime doğru olup
olmadığı sorulurken; İsrailli Müslüman ve
Yahudiler’e, Kitab-ı Mukaddes’in belli açılardan
yoruma açık olup olmadığı sorulur.
Perulular’ın
(Katolik)
% 86’sı, Ruslar’ın
(Ortodoks) % 83’ü, Güney Koreliler’in
(Hıristiyan) % 90’ı ve Amerikalılar’ın (Katolik
ve Protestan) % 70’i, Kitab-ı Mukaddes’in kelime
kelime doğruluğunu dile getirirken; İsrailli
Müslüman ve Yahudiler’in % 75’i, Kitab-ı
Mukaddes’in belli açılardan yoruma açık olduğunu
söyler.
15. Evlerinin bir
köşesinde, dini birtakım eşyalar ve etkinlikler
için özel bir yerin ayrılıp ayrılmadığı sorulan
deneklerden,
Hindular’ın %
83’ü ve Perulu Katolikler’in % 75’i evet derken;
Amerikalı Katolikler’in % 71’i, Protestanlar’ın
% 82’si ve Evanjelikler’in % 73’ü hayır diye
belirtir. Müslümanlar’dan evet ve hayır diyen
kişilerin oranı, hemen hemen bir birine
yakındır. Ülke bazında hayır diyenlerin
orantısında ise Amerika (% 75) ve Rusya (% 63)
ilk sırayı alır.
16. Dinin,
karışıklık, huzursuzluk ve kargaşa
kaynaklarından biri olup olmadığı sorulan
kişilerden,
Amerikalı ve
İsrailliler’in % 38’i ile Hindistanlılar’ın %
37’si, dinin kargaşa ve huzursuzluk
kaynaklarından biri olduğunu belirterek bu
kategorideki en yüksek oranı oluştururlarken;
Suudi Arabistanlılar’ın % 99’u, Perulular’ın da
% 81, dinin kargaşa sebebi olmadığını söyler.
Amerikalı Katolikler’in % 35’i, Protestanlar’ın
% 44’ü, Evanjelikler’in % 36’sı; Hindular’ın %
40’ı; Budistler’in % 13’ü, dini kargaşa,
huzursuzluk kaynaklarından biri olduğunu dile
getirirken; İsrail’deki Müslümanlar’ın % 7’si,
buna karşın İsrailli Yahudiler’in % 46’sı dini,
kargaşa kaynağı olarak görürler.
17. Ülkelerindeki
şiddetin sebebinin, din mi yoksa politika mı
olduğu sorulan deneklerden,
Hindistanlılar’ın % 22, İsrailliler’in % 21 ve
Amerikalılar’ın % 19’u, şiddetin kaynağını din
olarak gösterirken; Suudi Arabistanlılar’ın %
96’sı, Perulular’ın % 79’u, Hindistanlılar’ın %
69’u politik sebepleri dile getirirler. Din
bazında ise Amerikalı Hıristiyanlar’ın % 60’a;
Hindistan ve İsrail’deki Müslümanlar’ın da %
80’e yakını, politik sebepleri şiddetin kaynağı
sayarken; Yahudiler’in % 56’sı, Hindular’ın %
67’si ve Budistler’in % 35’i politikayı şiddetin
kaynağı olarak görür.
18. Daha fazla
dindar bir topluluk olmanın, ülkelerine yararlı
mı yoksa zararlı mı olacağı sorulan deneklerden,
Suudi
Arabistanlılar’ın % 91’i, Perulular’ın % 83’ü ve
Amerikalılar’ın % 82’si, daha fazla dindarlığın,
ülkenin yararına olduğunu söylerken;
Hindistanlılar’ın % 35’i, İsrailliler’in % 27’si
ve Güney Koreliler’in % 25’i bunun zararlı
olduğunu dile getirir. Din bazında ise,
Amerikalı Hıristiyanlar’dan Evanjelikler’in %
92’si, Protestanlar’ın % 76’sı ve Katolikler’in
% 79’u; Suudi Arabistan’daki Müslümanlar’ın %
92’si, İsrail’deki Müslümanlar’ın ise % 89’u;
Hindular’ın % 61’i; Yahudiler’in % 51’i ve
Budistler’in % 39’u, daha fazla dindarlığın,
ülkenin menfaatine olduğunu söylemelerine
rağmen; Budistler’in ve Hindistan’daki
Müslümanlar’ın % 40’ı, İsrailli Yahudiler’in %
31’i, daha fazla dindarlığın, ülkelerine zarar
vereceğini belirtir.
19. Vekiller de
dahil olmak üzere, üst düzey devlet memurlarının
inançları ve değerlerinin, kendileri için önemli
olup olmadığı sorulan deneklerden,
Suudi
Arabistanlılar’ın % 89’u ve Amerikalılar’ın %
78’i, bu kişilerin inançlarının, kendileri için
önemli olduğunu belirtirken; Ruslar’ın % 50’si
bunun önemsiz olduğunu dile getirir. Din
bazında, Amerikalı Hıristiyanlar’dan
Evanjelikler’in % 94’ü, Katolikler’in % 72’si
Protestanlar’ın % 68’i; Suudi Arabistanlı
Müslümanlar’ın % 90’ı, İsrailli Müslümanlar’ın %
83’ü; Yahudiler’in % 58’i; Hindular’ın % 62’si
ve Budistler’in % 49’u, bu kişilerin
inançlarının, toplum olarak kendileri için
önemli olduğunu söyler.
20. Dini
fundamentalizmin yararlı olup olmadığı; ekonomik
refahın, insanları hayatın maddî boyutuna
yöneltmesinin, dinî yaşama katkı sağlayıp
sağlamadığı ve fakirliğin, insanların dine vakit
ayıramamalarına sebep olup olmadığı sorulan
deneklerden,
Suudi
Arabistanlılar’ın % 88’i, İsrailliler’in ve
Ruslar’ın % 65’i, genel anlamda dinî
fundamentalizmin, zararlı olduğunu zikrederken;
Amerikalılar’ın sadece % 26’sı bunun zararlı
olduğunu söyler. Ayrıca İsrailli Yahudiler’in %
72’si, Hindistanlı Müslümanlar’ın % 70’i,
Hindular’ın % 46’sı, Budistler’in % 21’i, dinî
fundamentalizmin zararından bahsederken;
Amerikalı Evanjelikler’in sadece % 17’si bunun
zararlı olacağını dile getirir.
Ekonomik
refahın, dinî yaşama katkısının olumlu olup
olmadığı konusunda, Ruslar’ın % 77’si,
Hindistanlılar’ın % 61’i ve İsrailliler’in %
40’ı, bunun yararlı olduğuna işaret ederken;
Perulular’ın % 64’ü ve Suudi Arabistanlılar’ın %
55’i ekonomik refahın, zararlı olduğunu söyler.
Fakirliğin,
insanların dine vakit ayırmalarındaki etkisinin
nasıl olduğu ile ilgili soruya da
Hindistanlılar’ın % 46’sı, Güney Koreliler’in ve
Suudi Arabistanlılar’ın da % 24’ü, fakirliğin,
olumlu etkisinden bahsederken; Suudi
Arabistanlılar’ın % 56’sı, Ruslar’ın % 54’ü ve
Amerikalılar’ın % 41’i, bunun olumsuz etkisinden
söz eder.
Aşağıdaki sorudan
itibaren sorular, sadece seçilen ülkenin
deneklerine yöneltilmiş ve onların
istatistikleri verilmiştir.
21. Bir
gurularının (mürşit veya dinî lider) olup
olmadığı eğer varsa bu kişiyle ne kadar sıklıkta
görüştükleri sorulan Hindistanlılar’dan,
Hindular’ın %
48’i, Müslümanlar’ın da % 68’i bir guruya sahip
olmadığını belirtir. Gurusu olan Hindular’ın %
11’i günlük, % 15’i ise hemen hemen hiç;
Müslümanlar’ın da % 8’i günlük, % 4’ü de hemen
hemen hiç görüşmediğini söyler.
22. Dini eğitimde
hangi unsurun daha öne çıktığı sorusuna
Hindistanlı deneklerden,
Hindular’ın %
20’si Kutsal Kitaplar, % 18’i ibadet, % 16’sı
dini gelenek ve bayramları özümseme, % 10’u
Kutsal Kitaplardan bölümler ezberleme derken;
Müslümanlar’ın % 31’i Kutsal Kitap, % 21’i
Kutsal Kitaplardan bölümler ezberleme, % 12’si
ibadet ve % 11’i dinî gelenek ve bayramların
özümsenmesi diye söyler.
23. Kişisel olarak
hangi Kutsal Kitabın önemli olduğu sorulan
Hindistanlı deneklerden,
Hindular’ın %
56’sı Bhagavad Gita, % 29’u Ramayan, % 8’i
hiçbiri derken; Müslümanlar’ın % 100’ü Kur’an
diye karşılık verir.
24. Kutsal Kitabı
hangi dilde okudukları sorulan
Hindistanlılar’dan,
Hindular’ın %
91’i Hintçe, % 9’u Sanskritçe ve % 1’i Urduca
diye cevap verirken; Müslümanlar’ın % 61’i
Arapça, % 32’si Urduca, % 6’sı Hintçe ve % 1’i
Sanskritçe demektedir.
25. Ne kadar
sıklıkla Kutsal Kitabı okudukları sorulan
Hindistanlılar’dan,
Hindular’ın %
59’u her gün, % 11’i haftanın veya ayın belli
günleri, % 8’i hemen hemen hiç derken;
Müslümanlar’ın % 82’si her gün, % 11’i haftanın
veya ayın belli günleri, % 1’i ise hemen hemen
hiç diye cevap verir.
26. ‘Hükümetiniz,
sizin dininizi benimseyip ona göre kurallar
koysa, bunu ne ölçüde desteklersiniz’ diye
sorulan Hindistanlılar’dan,
Hindular’ın %
63’ü, Müslümanlar’ın da % 71’i bunu
desteklediğini söylerken; Hindular’ın % 33’ü,
Müslümanlar’ın da % 27’si buna karşı
çıkmaktadır.
27. Dinî
grubunuzun, hükümetin mi yoksa diğer din
mensupların mı elinden ıstırap çektiği sorulan
Hindistanlılar’dan,
Hindular’ın %
30’u, Müslümanlar’ın da % 45’i hükümetten
derken; Hindular’ın % 27’si, Müslümanlar’ın da %
30’u diğer din mensuplarından ıstırap
çektiklerini belirtir.
28. Tanrının var
olup olmadığı; İsrail’in, Yahudiler’e Tanrı
tarafından vaat edilmiş olup olmadığı ve
Mesih’in gelip gelmeyeceğine yönelik inançları
sorulan İsrailli deneklerden,
Yahudiler’in %
77’si, Tanrı vardır, % 20’si de bu konuda
şüphesinin olduğunu söylerken; İsrail’deki
Müslümanlar’ın % 98’i Tanrı vardır, % 2’si ise
bu konuda şüphe içinde olduğunu belirtir.
Yahudiler’in %
73’ü, İsrail’in Tanrı tarafından Yahudiler’e
verildiğine, % 21’i ise bunun şüpheli olduğuna
inanırken; Müslümanlar’ın % 43’ü bu toprakların,
Tanrı tarafından İsrail’e verildiğine, % 39’u
ise böyle bir anlayışa sahip olmadığını dile
getirir.
Yahudiler’in %
41’i, Mesih’in geleceğini, % 50’si ise bu konuda
şüphesinin olduğunu dile getirirken;
Müslümanlar’ın % 45’i Mesih’in geleceğine
inandığını, % 37’si de bununla ilgili şüphesinin
olduğunu açıklar.
29. Dindar bir
Yahudi olmanın, kişiyi daha ahlaklı kılıp
kılmadığı sorulan İsrailli deneklerden,
Yahudiler’in %
55’i, Müslümanlar’ın ise % 74’ü, evet, dindar
bir Yahudi olmak, kişiyi daha ahlaklı yapar
derken; Yahudiler’in % 43’ü, Müslümanlar’ın %
24’ü hayır buna katılmıyorum der.
30. Yahudilik’in,
Ortadoğu’da barışı teşvik edip etmediği sorulan
İsraillilerden,
Yahudiler’in %
31’i, Müslümanlar’ın ise % 73’ü evet, Yahudilik,
Ortadoğu’da barışı teşvik eder diye cevap
verirken; Yahudiler’in % 36’sı, Müslümanlar’ın
da % 24’ü bunun aksi görüş beyan eder.
31. Yahudilik’in
tatbik edilebilmesi için, Kudüs’ün Yahudiler’in
kontrolünde olmasının önemli olup olmadığı
sorulan İsraillilerden,
Yahudiler’in %
88’i, Müslümanlar’ın da % 44’ü bu sorunun
cevaplarındaki, çok önemli ve önemli şıklarını
seçmişken; Yahudiler’in % 10’u, Müslümanlar’ın
da % 38’i, bunun önemli olmadığını belirtir.
32. İsrail
Devleti’nin tüm dinleri eşit şekilde
desteklemesi anlayışına katılıp katılmadıkları
sorulan İsrailli deneklerden,
Yahudiler’in %
68’i, Müslümanlar’ın da % 92’si, evet, İsrail
Devleti, tüm dinleri eşit şekilde
desteklemelidir diye yanıtlarken; Yahudiler’in %
30’u, Müslümanlar’ın da % 7’si hayır diye cevap
verir.
33. Katolik
Kilisesi’nin azizlerinin, dinî bayramların,
Bakire Meryem figürünün bireysel hayatınıza;
papazların ve rahibelerin de toplumsal hayata
katkılarının ne derece önemli olduğu sorulan
Katolik Perulular’dan,
Perulular’ın,
‘çok önemli’ ve ‘önemlidir’ cevapları beraber
düşünüldüğünde, % 90’a yakını, Katolik
Kilisesi’nin azizlerine önem atfederken; % 9’u
bunun önemli olmadığını söyler.
Dinî
bayramlarla ilgili olarak, Perulular’ın % 84’ü
dini bayramları önemli görürken; % 14’ü bunun
önemsiz olduğunu belirtir.
Perulular’ın %
71, Bakire Meryem figürünü çok önemli, % 26’sı
da önemli görürken; sadece % 3’ü bunun
önemsizliğinden bahseder.
Perulular’ın %
71’i, baş papaz ve diğer papazların, topluma
katkılarının önemli olduğunu belirtirken; % 28’i
bunun önemli olmadığını söyler.
Rahibelerin
topluma katkısı hakkında da, Perulular’ın % 65’i
olumlu yanıt verirken; % 31’i bunun
önemsizliğini dile getirir.
34. Azizleri nasıl
yücelttikleri sorulan Perulu deneklerden,
Azizlere dua
ederim diyenlerin oranı, % 44; onların
resimlerine sahip olduğunu söyleyenlerin oranı
ise % 34’tür.
35. Bir Katolik
olarak, Evanjelik Hıristiyanlar’a bakışlarının
nasıl olduğu sorulan Perulular’dan,
% 70’e yakın
Perulu, Evanjelik Hıristiyanlar’a olumlu
baktıklarını söylerken; % 16’sı onları tasvip
etmediğini söyler.
36. ‘Bir Ortodoks
olarak, Ortodoksluk’un, Rus Uygarlığına en
önemli katkısı ne olmuştur?’ diye sorulan
Ruslar’dan,
% 29’u,
Ortodoksluk’un, buhran zamanlarında manevî
desteğinin; % 24’ü, Rus kültürünü
zenginleştirdiğinin; % 20’si ise Rus Devleti ile
bin yıla yakın bir ilişkisi olmasının, kendileri
için önemli olduğunu söylemiştir.
37. Rus
Devleti’nin, Sovyet Rusya döneminde, kendi ve
diğer ülke vatandaşlarına yaptığı kötülüklerden
dolayı özür dilemesinin önemli olup olmadığı
sorulan Rus deneklerin,
% 68’i, Rus
Devleti’nin özür dilemesinin önemli olduğunu
söylerken; % 23’ü bunun önemli olmadığını
belirtir.
38. ‘Size göre,
Rus Ortodoks Kilisesi’nin yapması gereken en
öncelikli iş nedir?’ sorusuna,
Ruslar’ın, %
37’si Ortodoks Kilisesi’nin en önemli işlerinin
başında, kilise, cami, sinagog gibi yerleri bina
etme ve restore yapma derken; % 24’ü sosyal
hizmetleri artırmasının önemli olduğunu
belirtir. Ayrıca % 17 oranındaki kişiler de dinî
eğitim sağlamanın önemli olduğunu dile getirir.
39. ‘Suç oranının
yükselmesinin en önemli sebebi nedir?’ sorusuna,
Ruslar’ın,
%
22’si iş hayatında ve devlette yapılan
yolsuzluklar, % 18’i değerlerin öğretilmemesi, %
17’si diğer ülkelerden Rusya’ya sokulan
uyuşturucu maddeler, % 13’ü alkol, % 11’i
1991’den sonraki ekonomik sıkıntı, % 9’u manevî
değerlerin ve ahlakî hareketlerin okullarda
öğretilmemesi, % 5’i de Komünizm yönetimde dinî
enstitülerin yıkılması ve Sovyet Rusya
dönemindeki hükümetin içindeki çalma alışkanlığı
der.
40. Dini
grupların, Rusya’da faaliyet yapabilmesine
olanak veren 1997’deki yasa ile ilgili ne kadar
bilgilerinin olduğu sorusuna,
Rus deneklerin,
% 35’i bilgilerinin olduğunu bildirirken; % 61’i
bu konuda pek bilgilerinin olmadığını zikreder.
41. ‘Lenin’in
anıtmezarı ile ilgili tutumlardan hangisi sizin
görüşünüzü tanımlar?’ sorusuna,
Ruslar’ın, %
40’ı Lenin’in anıtmezarının, Ortodoks
Kilisesi’ne bir hakaret olduğunu söyleyip onun
bedeninin gömülmesini fakat anıtmezarın, Sovyet
tarihini hatırlatması için açık tutulmasının
gerektiğini söylerken; % 19’u Lenin’in
mezarının, tarihî bir değerinin bulunup millî
gurur kaynaklarından biri olduğunu ifade eder.
Bunlara ek olarak Ruslar’ın % 10’u da Lenin’in
mezarının, Rus tarihinin en kötü zamanlarından
birini hatırlattığını dolayısıyla onun bedeninin
gömülüp anıtmezarın kapatılmasının gerektiğini
dile getirir.
42. ‘Rus
hükümetinin, dinî etkinliklerin Rusya’da
yapılabilmesi için yapması gereken en önemli
sorumluluğu nedir?’ şeklindeki soruya,
Ruslar’ın %
30’u tüm vatandaşlara, dini özgürlüğü
sağlamanın, % 23’ü diğer dinî gruplara nazaran
Rus Ortodoks Kilisesi’ni koruyup desteklemenin,
% 19’u vergi mükelleflerini, dinî gruplara
katkıda bulunmaya teşvik etmenin, Rus
hükümetinin yapması gereken en önemli
sorumluluğu olarak görür.
43. Yirmi yıl
içinde, Rusya’nın şu andaki durumdan daha fazla
dindar olup olmayacağı hakkında ne düşündükleri
sorulan Ruslar’ın,
% 42’si, Rusya,
yirmi yıl içinde daha fazla dindar olacaktır
derken; % 15’i, aksi görüşü dile getirir.
44. Ramazan’da ne
kadar sıklıkta oruç tuttukları sorulan Suudi
Arabistanlı deneklerin,
% 84’ü her gün,
% 9’u da haftada birkaç kez der.
45. ‘Hiç Hacc’a
gittiniz mi?’ şeklindeki soruya Suudi
Arabistanlılar’ın,
% 70’i evet, %
20’si de hayır derken; % 10’da emin olmadığını
söyler.
46. Azizlere yani
evliyalara ne kadar inandıkları sorulan
Arabistanlılar’ın,
% 84’ü çok
kesin bir şekilde inandığını söylerken; % 14’ü
tam kesin olmasa da inandığını belirtir.
47. Çok evlilik (polygami),
kadınların peçe ile örtünmesi, kadınların baş
örtüsü takmaları, devlet okullarında İslamî
kurumların, İslam’ın daha iyi anlaşılması için
çalışması ve yine Arabistan’daki devlet
okullarında, dini azınlıkların, kendi
dinlerinin daha iyi anlaşılması için çalışmasını
destekleyip desteklemedikleri sorulan
Arabistanlılar’ın,
% 71’i
polygamiyi desteklerken; % 29’u buna, karşı
olduğunu söyler. Suudlu deneklerin, % 80’i
kadınların peçe takmalarını desteklediklerini, %
21’i karşı olduğunu belirtir. Devlet okullarda
eğitim konusunda ise Arabistanlılar’ın % 74’ü
İslamî organizasyonların bu tür bir etkinlikte
bulunmalarını desteklerken; % 26’sı buna karşı
görüş sunar. Yabancıların, Arabistan’daki devlet
okullarında böyle bir çalışma içinde olmalarına
ise deneklerin, % 25 olumlu yanıt verirken; %
75’i karşı olduğunu dile getirir.
48. “‘Cihat
nedir?’ şeklindeki bir sorunun şıklarında
sunulan ‘İslam’ı ve Müslümanlar’ı askeri yönden
korumak’, ‘şiddet uygulamadan ve diplomatik
yönden İslam’ı ve Müslümanlar’ı korumak’ ve
‘ahlakî saflık için kişisel gayret’ biçiminde
verilen cevaplardan hangisini meşru ve hangisini
gayri meşru görüp hangisinde de tarafsız
kaldıkları” sorusuna, Arabistanlı deneklerin,
Askeri yönden
İslam’ı ve Müslümanlar’ı korumayı % 35’i meşru
olarak görüp, % 43’ü de meşru görmezken; % 21’i
tarafsız olduğunu belirtir. Şiddet kullanmadan
diplomatik yönden bir korumayı ise,
Arabistanlılar’ın % 34’ü meşru kabul edip %
36’sı meşru saymazken; % 29’u da tarafsız kalır.
Ayrıca Arabistanlılar’ın % 37’si, cihadı, ahlakî
safiyet için kişisel gayret şeklinde anlayıp %
36’sı buna karşı iken; % 26’sı tarafsız olduğunu
beyan eder.
49. ‘Size göre
aşağıda verilen gruplardan hangisine şiddeti
içeren bir cihat yöntemi seçmek doğrudur?’
sorusuna, Arabistanlılar’ın,
% 1’i Müslüman
olmayanlara, % 1’i Müslümanları eleştiren
Müslüman olmayan kişilere, % 1’i Müslümanlar’ı
destekleyen gayri Müslimlere, % 1’i Müslümanları
eleştiren Müslümanlara, % 1’i Müslüman
azınlıkların özgürce dinlerini yaşadığı
ülkelere, % 0’ı Müslümanların çoğunlukta olduğu
diğer ülkelere ve % 95’i de bu sayılanların
hiçbirine cevabını verir.
50. ‘Şu an
bulunduğunuz dinî guruba, sonradan mı geçtiniz
yani din mi değiştirdiniz yoksa önceden de bu
grubun içinde miydiniz?’ şeklindeki bir soruya
Güney Koreli deneklerin,
Hıristiyan olan
Güney Koreliler’in % 70’i, Budistler’in de %
48’i her zaman bu grubun içindeydim derken; şu
an Hıristiyan olan Güney Koreli denekler’in %
21’i, Budistler’in de % 13’ü sonradan bu dinleri
seçtiğini belirtir.
51. Din
değiştirmeden önce hangi dine bağlı olduğu
sorulan Güney Koreliler’in,
% 24’ü önceden
Hıristiyan, % 3’ü Taoist, % 13’ü Konfüçyüs, %
29’u her hangi bir dine bağlı olmadığını
belirtir.
52. ‘Bir kişinin
aynı anda hem Hıristiyan hem de Budist
olabileceğine inanıyor musunuz?’ sorusuna,
Güney Koreli
Hıristiyanlar’ın % 8’i, Budistler’in ise % 15’i
evet, bir kişi aynı anda hem Hıristiyan hem de
Budist olabilir derken; Koreli Hıristiyanlar’ın
% 84’ü, Budistler’in de % 64’ü hayır diye cevap
verir. Bunlara ek olarak Hıristiyan Güney
Koreliler’in % 9’u, Budistler’in de % 21’i emin
olmadığını belirtir.
53. ‘Aşağıda
sayılan Kutsal Kitaplar’dan hangisi sana göre
önemlidir?’ diye sorulan Güney Koreliler’in,
Koreli
Hıristiyanlar’ın % 1’i, Budistler’in de % 64’ü,
Budist Sutralar’ı; Hıristiyanlar’ın % 0’ı,
Budistler’in % 2’si, Kur’an; Hıristiyanlar’ın %
51’i, Budistler’in % 5’i, Yeni Ahit (İncil);
Hıristiyanlar’ın % 20’si, Budistler’in de % 0’ı,
İbranice Kitab-ı Mukaddes olarak dile getirir.
54. Kutsal Kitabı,
okurken veya dinlerken hangi dili kullandığı
sorulan Güney Koreli deneklerin,
Hıristiyan
Güney Koreliler’in % 78’i, Budistler’in de %
82’si, Korece; Hıristiyanlar’ın % 20’si, Güney
Koreliler’in de % 8’i İngilizce diye cevap
verir.
55. ‘Gelirinizin
yüzde kaçını dinî grubunuzu desteklemek için
bağış olarak veriyorsunuz?’ biçimindeki bir
soruya,
Hıristiyanlar’ın
% 69’u, Budistler’in de % 37’si, gelirlerinin,
yüzde yirmi beş’e kadarını; Hıristiyanlar’ın %
8’i, Budistler’in de % 4’ü, yüzde yirmi altı ile
yüzde ellisini, dini gruplarını desteklemek için
bağış olarak verdiğini söyler.
56. Kuzey ve Güney
Kore’nin birleşmesinde, Koreliler’in dini
yaşamlarının ve dinlerinin, önemli olup olmadığı
sorulan Güney Koreli deneklerin,
Hıristiyan
Güney Koreliler’in % 78’i, Budistler’in de %
34’ü, dinin bu birleşmede önemli olduğunu
söylerken; Hıristiyanlar’ın % 15’i, Budistler’in
de % 39’u bunun önemli olmadığını dile getirir.
57. ‘Son 20 yıl
içinde Hıristiyanlık’ın, Kore’de yayılması ile
ilgili görüşünüz nedir?’ diye sorulan Güney
Koreliler’in,
Hıristiyan
Güney Koreliler’in % 79’u, Budistler’in de %
20’si, bunu olumlu olarak karşılarken; %
Hıristiyanlar’ın % 7’si, Budistler’in de % 44’ü,
buna karşı olumsuz görüş belirtmiştir.
Anketin genel
sonucuna bakıldığında,
1. İnsanlar için
-kişisel amaç olarak- dinin, politikadan çok
daha önemli olduğu,
2. Dinî
liderlerin, dini öğrenmek için olmazsa olmaz
kaynaklardan biri olmadığı,
3. Deneklerin
çoğu, doğruya giden yolların birden çok
olabileceğinden söz edip başka dinden kişilerin,
kendileriyle eşitliğinden bahsetmesi,
4. Ankete katılan
toplulukların çoğu, dini, kendi ülkelerindeki
şiddet, kargaşa ve karışıklığın sebebi olarak
görmemeleri,
gibi başlıkların,
yeni ve not edilmeye değer olduğu dile
getirilmektedir. Bunlara ek olarak dinin, kültür
içinde değişik rolünün olduğundan, zor
zamanlardaki güçlendirici fonksiyonundan,
hayatın devamında ahlakî bir çatı
oluşturduğundan ve yaşamı anlamlandırmaya olan
geniş katkısından bahsedilmektedir.
|